TABİİN DÖNEMİ VE İSLAM HALİFELİĞİ

Tabiin dönemi; Sahabe döneminden sonraki dönem olarak bilinmektedir. Peygamberimiz (S.A.V.)’den eğitim görmüş sahabelerin tamamının rahmetli olmasından sonra onlardan eğitim görmüş âlim ve hocaların yaşadığı döneme denmektedir. Tabiin dönemi aslında oldukça çalkantılı geçmiş olsa da, belirli bir süre sonra yine fitne ortalığa yayılmaya başlanmıştır. Tabiin dönemi aslında Emevi hanedanlığının yıkılışına denk gelen bir zaman dilimidir. Özellikle Emevi hanedanlığı zamanında İslam’ı tahrif hareketleri çoğalmıştır. Ancak bu dönemde çıkan önemli âlimler sayesinde tahrif hareketleri beklediği tepkiyi bulamamıştır. Bunun sebebi sahabelerin sünnete olan bağlılıkları ile sahabelerden aldıkları medrese terbiyesinden ötürüdür. Bilindiği üzere Emevi hanedanlığı zamanında sahabelere ve özellikle ehl-i beyte çok zulümler edilmiş, görüldükleri yerde kılıçtan geçirilme olayları normal bir hal almıştır. Hz. Osman’ın şehit edilişi ile başlayan süreç, yüzlerce sahabenin zürriyetine çevrilen kılıçlar ile büyük bir katliama dönüşmüştür. Bu büyük katliamlar öyle bir hale gelmiştir ki sahabelerin zürriyetleri Mekke ve Medine’den zorunlu hicretler yapmaya mecbur kalmışlardır. Bu durum halkın canını sıksa da, güçlü bir tepki koyacak otorite olmadığı için halk genel olarak susmayı ve sabır etmeyi kendine düstur edinmiştir. Ancak kısa zaman sonra başlayan Abbasi ayaklanması ile bu zulüm devri en azından uzunca bir süre tarihe karışmıştır. Emevi hanedanlığı halifeleri öylesine ehl-i beyte kin beslemekteydiler ki, casuslarını saldıkları bölgelerde bir Peygamber torunu veya sahabe torunu bilgisi işittiklerinde hemen oraya özel yetiştirdikleri suikastçıları gönderip Peygamber torunlarını katlediyorlardı. Öyle ki artık ehl-i beyt kimliğini gizlemek zorunda bile kalıyordu. Birçoğu yaşadığı bölgeden ayrılmıştı lakin katliamlar ve savaşlar hiç bitmiyordu. Özellikle Velit, Mervan ve Yezit’in yaptığı katliamlar felaket boyutlarda idi.

Abbasiler iktidara geldikten sonra özellikle Tabiin dönemi başladığı vakitlerde bu katliamları unutmayarak; Tüm sahabe ve Peygamber torunlarını koruma altına aldılar. Ömer bin Abdülaziz ve Muaviye hazretleri dışındaki tüm Emevi hanedanlığı mensuplarının kabirleri tahrip edildi, sarayları yıkıldı. Özellikle Yezit’e yapılan tapınak gibi mezarı gören Abdullah b. Abbas; Mezarı yıktırdıktan sonra üzerinden 1000 tane at ile geçirttiği hatta mezarı kazıp kemikleri Dicle’ye attırdığı bile söylenmektedir. Abbasiler döneminin ekseriyet zamanlarında Tabiin âlimleri çalışma imkânları bulmuşlar ve hadis ilmi dâhil birçok İslami ilimlerde eserler vermeyi ihmal etmemişler. Özellikle İmam-ı Azam Ebu Hanife bu devirde çok yüksek ilmi eserler ortaya koymuş bu alanda ciddi çalışmalarda yapmıştır. Bu çalışmalar sonucunda bu devre kadar ulaşan çok sayıda fıkıh ve hadis kitabı ortaya çıkmıştır. Aslında Tabiin döneminin en önemli özelliklerinden birisi İslam coğrafyasının rahat imkânlara sahip olması olarak görülmektedir. Buhari ve Müslim hadis kitaplarının bu devirde yazıldığını düşünürsek büyük bir etkinin bu devirde olduğunu anlamak zor değildir. Ayrıca mezheplerin de çıkış zamanı olarak bilinmektedir.

Ek olarak Tabiin döneminde fikren ilk ciddi fitnelerin ortaya çıktığı görülmüştür. Emevilerin ortaya çıkardığı haricilik ve Şiilik ciddi şekilde ehl-i sünneti tehdit etmeye başlamıştır. Özellikle Hz. Ali’nin katlinden sonra iyice ehl-i sünnet dairesinden kopan Hz. Ali taraftarları ile birlikte başlayan Şia akımı; Hz. Ebubekir efendimiz ile Hz. Ömer efendilerimizi kâfir ilan etmekte idiler. Hariciler ise hepsini kâfir ilan etmekle kalmayıp; Müslümanlığın sadece Arapların dini olduğu fikrini benimsemeye başlamışlardı. Bu akımın en önemli temsilcilerinden birisi de hiç şüphesiz İbn-i Teymiyye idi. Teymiyye kitaplarında Hz. Ali’nin Müslümanlığının şüpheli olduğunun ve kâfir olabilme ihtimalinin olduğunu yazmaktadır. Bu görüşleri yüzünden birçok âlim tarafından mürtet ilan edilmiştir.