Selçuklu’dan Osmanlı’ya Devlet Sorunları

Büyük Selçuklu İmparatorluğu aslında kuruluşuyla beraber büyük bir Türk imparatorluğuna dönüşme süreci bir o kadar sancılı bir devlettir. Selçuklu İmparatorluğunun Kurucusu Oğuz boyundan Selçuk Bey olduğundan ismini bu şekilde almıştır. Selçuklu İmparatorluğu kendi döneminin en büyük ve güçlü Türk Müslüman imparatorluğu olarak bilinmektedir. Sınırları öylesine büyümüştür ki, bir noktadan sonra ikiye bölünmek zorunda kalmıştır. Selçuk Bey ve oğlu Tuğrul Bey; Selçuklunun sınırlarını genişletmek için değişik taktikler uygulamışlardır. Aslında Selçuklu Devleti çevresindeki düşmanları ve içindeki düşmanları yenmiş bir devlet olarak tarih sahnesine çıkmaya başlamıştı. Selçuk Bey aslında sade bir obası olan Oğuz Türkü idi. Hiçbir gücü veya devleti olan birisi değildi. Lakin Allah yolunda cihat eden birisinin önünü Allah her zaman açar. Türk devletlerinde bu hep böyle olmuştur. Kaderin bir cilvesidir ki; Selçuk Beyin önünü açanda ona sonradan düşman olacak Samani İmparatorluğu idi. Samaniler aslında İran kökenli bir devlet olmasına rağmen ehlisünnet akidesine çok bağlı bir devlet idi. Nitekim kuruldukları ilk yıllarda ehlisünnet akidesini yayıyor ve insanları Müslümanlığa davet ediyorlardı. Bu sebeple de işin cihad boyutunu aynı şekilde yürütmekteydiler. Aynı dönemde Gazneliler de bu yolda yürümekteydiler. Ancak bu iki devlet birbirini her seferinde rakip olarak görüyor ve her seferinde birbirine saldırıyordu. Bu durum Türk dünyasında bölünmelere yol açıyor ve bir türlü Türk devletlerinin bir araya gelmesine engel oluyordu. Bu durum uzunca bir süre devam ettikten sonra Samaniler yavaş yavaş ehlisünnet akidesinden çıkmaya başladılar. Şii etkisiyle asimile olmaya başladılar ve Şii mezhebinin fikirlerini benimsemeye başladılar. Samaniler artık ehlisünnet akidesini savunmuyor ve ona göre yaşamıyordu. Hz. Ali’yi ilah edinmişlerdi ve bu sapık fikirleri yaymaya başlamışlardı.

Selçuklu’dan Osmanlı’ya Devlet Sorunları

Türk dünyasındaki ayrılıklar öyle bir boyuta gelmişti ki artık ne Samaniler ne de Gazneliler Türk dünyasına faydalı birer devlet haline gelmişlerdi. Bu sebeple iki devlette artık Türk dünyası için tehdit oluşturuyordu. Tuğrul Bey devletini kurup güçlenmeye başladıktan sonra, ilk büyük iki seferini bu iki devlet üzerine yaptı. Öncesinde Gazneliler, Samani imparatorluğunu yıkmış ve gücü kendilerinde görmeye başlamıştı. Bu sebeple de Selçukluya, kendilerine biat etmeleri için elçiler gönderiyorlardı. Bu durum ileride can sıkıcı bir hal almaya başlayınca, Tuğrul Bey ordusu ile Gaznelilerin üstüne yürümeye karar verdi. Gazneli ordusu Tuğrul beyin ordusu karşısında büyük bir yenilgiye uğradı ve daha da toparlanamadı. Bu durum Tuğrul Beyin imparatorluğunu daha da büyüttü ve onu daha güçlü bir komutan haline getirdi. Özellikle doğu cephesinin hızlıca kendi eline geçmesini isteyen Tuğrul Bey, hamlelerini hızlandırmaya başladı. Çünkü Selçuklu Devletinin çok önemli bir amacı vardı. Bu amacı için hızlıca Batıya ilerlemeli ve Hristiyanların üzerine seferler yapmalıydı. Küffar ile savaşmak için çok heyecanlı ve atak olan Tuğrul Bey, ordusunun gücünü batıya kaydırmak için can atıyordu. Lakin doğuda hala halledilmeyi bekleyen sorunlarda mevcuttu. Çünkü Türk beylikleri yine kendi içlerinde dövüşüyor ve birbirleri için tehdit oluşturuyorlardı. Bu sebeple de Tuğrul beyin öncelikli olarak doğu meselesini halletmesi gerekiyordu.

Tuğrul Bey’in asıl amacı aslında tüm Türk beyliklerini kendi çatısı altında toplamak istemesiydi. Çünkü Türk beyliklerinin durumu tek çatı altında toplanmadığı vakit sıkıntılı oluyordu. Ayrıca içeri de birliği de sağlamadan dışarıda bir fetih hareketi çok tehlikeli olabilirdi. Bu durum Tuğrul Beyi düşündürdüğü gibi çareler üretmesi gerektiğine kendini inandırıyordu.