«
  1. Ana sayfa
  2. Tarih
  3. İslam Halifeliğinde Fikir Alışverişi

İslam Halifeliğinde Fikir Alışverişi

Tabiin dönemini diğer bir açıdan inceleyecek olursak; Münazaraların başladığı dönem olarak da tanımlayabiliriz. Şii inancının iyice yaygınlaştığı ve Haricilik düşüncelerinin iyiden iyiye ortalığa dökülmeye başladığı anda sıkıntılar artık başka türlü ortaya çıkmaya başlamıştı. Tabiin dönemi öncesinde düşman belliydi. Kâfirler ve Müminler savaş içindeydi. Emevi hanedanlığı nitekim hüküm yılları boyunca sürekli olarak Bizans ve denizaşırı ülkelere seferler yapmakta idiler. Bu seferler sonucunda İslam devleti sınırları oldukça genişlemesi dışında bilimsel bir katkının ortaya konmadığı devirler olarak bilinir. Abbasi devri ise ilimin daha çok ön planda olduğu özellikle Tabiin dönemi içerisinde en verimli eserlerin ve çalışmaların yapıldığı dönemler olarak tarihe geçmiştir. Bu devrin en ünlü âlimleri arasında Ebu Hanife ve Müslim bulunmaktadır. Özellikle Ebu Hanife, kendi döneminde ortaya çıkan sapkın fikirli din adamlarını ilmiyle susturmasını başarmıştır. Çünkü bu dönemde mutezile gibi fırkaların da türemeye başlaması ile ehl-i sünnet anlayışının tek bir kaideye oturtulmasına ihtiyaç duyulmuştur. İslam coğrafyasının aslında diğer bir kaderi de sürekli olarak ayrışma içinde olması idi. Peygamberimiz (S.A.V.) vefat ettikten sonra, herkes kendine bir taraf seçmiş ve o tarafta mücadele vermeye başlamıştır. Hz. Ali ile anlaşamayan Hz. Ayşe anamız bile bir müddet Muaviye’nin safında kaldıktan sonra, bu olayların bir fitne kaynağı olduğunu anlamış ve kendi evine çekilmiştir. Tabiin dönemi tabii olarak bu çekişmelerin ve çatışmaların gölgesinde başladığı hele de zalim Emevi halifelerinin de yaptıklarının etkisinde kalan bir dönem olarak, İslami ilimlere aşırı muhtaç bir ortamda başlamıştır. Çünkü Emevi halifelerinin saltanatları boyunca hiçbir şekilde ilim ile uğraşmadıkları bilinmektedir.

İslam Halifeliğinde Fikir Alışverişi Nasıldı?

Bu dönemde ayrıca Abbasiler çok sayıda ilim merkezi ve medreseler kurdular. Bu medreselerin birçoğunda ehlisünnet âlimler tarafından yetiştirilmiş müderrisler bulunmakta idi. Basra bölgesinin en meşhur âlimlerinden olan Ebu Hanife ise, kendi bölgesinin en yüksek eğitimini aldıktan sonra Mekke ve Medine’ye yolculuklar yapmış ve oradaki âlimler ile münazaralara girmiştir. O münazaraların hepsinden galip ayrılan Ebu Hanife’nin şöhreti oldukça fazla yayılmıştır. Ebu Hanife ise bu sayede hem ilmini geliştirmiş, hem de ehlisünnet âlimleri arasında oldukça yüksek bir saygı mertebesine erişmiştir. Zaten bu sebeple de ilk büyük fıkıh kitabını yazan âlimlerden olmuştur. Tabiin dönemi hadis ve fıkıh alanında en çok çalışmaların yapıldığı dönem olarak bilinmektedir. Bu dönemin en meşhur âlimlerinden birisi de Ahmet bin Hanbeli’dir. Hanbeli mezhebinin kurucusu olarak bilinen bu âlim, özellikle siyer alanında çok büyük çalışmalara imza atmıştır. Bu devirde Peygamberimize bazı atılan iftiralara da en güzel cevabı Hanbeli mezhebinin kurucusu vermiştir. Fıkıh alanında da çalışmalar yapan Ahmet bin Hanbeli, Ebu Hanife’den daha farklı bir yol izleyerek daha gelenekçi bir çizgiye gelmiştir. Bu gelenekçi çizginin sebebini de daha çok Sünnetullah’a bağlı olma şartını öne sürerek söylemiştir. Bununla beraber İmam-ı Şafii de kendi alanında İslami ilimler ile ilgili çalışmalar yapmaya başlamıştır. Şafii mezhebinin kurucusu olan İmam-ı Şafii diğer mezheplerin fikirlerine göre daha katı ve daha keskin hatlarla kendini ortaya koymuştur.

Devir özellikle Abbasi devri olduğu için ilim anlamında çokça içtihat ve fikir alışverişinin yapıldığı dönem olarak kabul edilmiştir. Hatta bu dönem sonrasında, bu dönem içindeki âlimler gibi âlimler asla gelmemiştir. Müçtehit âlimlerin o günkü eserleri hala günümüzde medreselerde veya okullarda oldukça fazla okutulmaktadır. Bu bile o devrin ilmini anlamaya yeter.

Bir Cevap Yaz

furkan Hakkında

Bir Cevap Yaz

E-Posta adresiniz paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlenmiştir *